ISSN: 1300-7777 E-ISSN: 1308-5263
Turk J Hematol: 35 (3)
Volume: 35  Issue: 3 - 2018
Hide Abstracts | << Back
FULL TEXT
1.Turkish Journal of Hematology (Volume: 35 Issue: 3, 2018)

Pages 151 - 216
Abstract | Full Text PDF

REVIEW
2.Artificial Intelligence Approaches in Hematopoietic Cell Transplantation: A Review of the Current Status and Future Directions
Ibrahim N. Muhsen, Tusneem Elhassan, Shahrukh K. Hashmi
doi: 10.4274/tjh.2018.0123  Pages 152 - 157
Sağlık hizmetine yönelik kanıta dayalı literatür günümüzde katlanarak artmaktadır. Makine öğrenimi gibi yapay zeka (YZ) araçlarındaki ilerlemenin sağladığı fırsatlar ile mevcut sağlık hizmetindeki zorlukların pek çoğunun üstesinden gelinecek gibi görünmektedir. Bu yüzden, YZ entegrasyonu sağlık hizmetinin hematoloji alanı dahil çoğu alanında artmaktadır. Bu çalışmada hematopoietik hücre transplantasyonunda (HHT) mevcut YZ uygulamalarının gözden geçirilmesi hedeflenmektedir. İzleyen veri tabanlarını içeren bir literatür taraması yapılmıştır: Ovid MEDLINE, Google Akademik, işlemde olan ve dizine eklenmemiş diğer alıntılar dahil. Aşağıdaki profesyonel derneklerin özetleri de taranmıştır: Amerikan Hematoloji Derneği, Amerikan Kan ve Kemik İliği Transplantasyon Derneği ve Avrupa Kan ve Kemik İliği Transplantasyon Derneği. Bu literatürlerin taranması ile HHT alanına YZ’nin entegrasyonunun son on yılda anlamlı ölçüde arttığı ve transplant öncesi ve sonrası zorlukların hedeflendiği HHT popülasyonun teşhis ve prognozunda umut vaat eden yollar sunduğu görülmüştür. HHT’ye YZ’nin entegrasyonu ile ilgili çalışmalar, yetersiz test edilmiş algoritmalar, genelleştirilebilme eksikliği ve farklı YZ araçlarının sınırlı kullanımı gibi pek çok sınırlamalara sahiptir. Geleceğin uygulama paradigması olacağına inandığımız HHT’de makine öğrenim teknikleri, daha fazla gelişmeye ve hematolojiden, HHT derneklerinden ve organizasyonlarından yoğun desteğe ihtiyaç duyan araştırmanın yoğun olduğu bir alandır.
The evidence-based literature on healthcare is currently expanding exponentially. The opportunities provided by the advancement in artificial intelligence (AI) tools such as machine learning are appealing in tackling many of the current healthcare challenges. Thus, AI integration is expanding in most fields of healthcare, including the field of hematology. This study aims to review the current applications of AI in the field of hematopoietic cell transplantation (HCT). A literature search was done involving the following databases: Ovid MEDLINE, including In-Process and other non-indexed citations, and Google Scholar. The abstracts of the following professional societies were also screened: American Society of Hematology, American Society for Blood and Marrow Transplantation, and European Society for Blood and Marrow Transplantation. The literature review showed that the integration of AI in the field of HCT has grown remarkably in the last decade and offers promising avenues in diagnosis and prognosis in HCT populations targeting both pre- and post-transplant challenges. Studies of AI integration in HCT have many limitations that include poorly tested algorithms, lack of generalizability, and limited use of different AI tools. Machine learning techniques in HCT are an intense area of research that needs much development and extensive support from hematology and HCT societies and organizations globally as we believe that this will be the future practice paradigm.

RESEARCH ARTICLE
3.FLT3-ITD Compared with DNMT3A R882 Mutation Is a More Powerful Independent Inferior Prognostic Factor in Adult Acute Myeloid Leukemia Patients After Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation: A Retrospective Cohort Study
Majid Teremmahi Ardestani, Ahmad Kazemi, Bahram Chahardouli, Saeed Mohammadi, Mohsen Nikbakht, Shahrbano Rostami, Mahdi Jalili, Mohammad Vaezi, Kamran Alimoghaddam, Ardeshir Ghavamzadeh
doi: 10.4274/tjh.2018.0017  Pages 158 - 167
Amaç: Bu çalışmada, allogeneik hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) geçiren akut myeloid lösemi (AML) hastalarında NPM1 ve FLT3 mutasyonlarının varlığında, DNMT3A ekzon 23 mutasyonlarının prognostik etkilerinin değerlendirmesi amaçlanmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Shariati Hastanesi Hematoloji- Onkoloji ve Kök Hücre Araştırma Merkezi’ne başvuran 128 erişkin AML hastasını kapsamaktadır. NPM1 ve FLT3-ITD mutasyonları, fragman analizi ile tespit edilmiştir. DNMT3A ekzon 23 mutasyon analizi için Sanger dizi analizi kullanılmıştır. Genel sağkalım (OS) ve relapsız sağkalım (RFS) eğrileri için Kaplan-Meier yöntemi ve gruplar arası farklılıkları hesaplamak için log-rank testi kullanılmıştır.
Bulgular: DNMT3A ekzon 23 mutasyonlarının prevalansı %15,6 olarak bulunmuştur ve bunların içinde sıcak bölge R882 mutasyonları öne çıkmaktadır. Tek değişkenli analiz kullanılarak DNMT3A ekzon 23 mutasyonları olan ve olmayan hastalarda RFS ve OS karşılaştırılmış ve bu hasta grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Aksine, FLT3- ITD mutasyonu taşıyan ve allogeneik HKHN geçiren AML hastalarında OS (p=0,009) ve RFS (p=0,006) değerleri anlamlı derecede düşmüş olarak gözlenmiştir. Bir sonraki adımda, AML hastaları FLT3-ITD ve DNMT3A mutasyonları açısından dört gruba ayrılmıştır ve DNMT3A R882mut/FLT3-ITD mutasyonu taşıyan hastalar en kötü OS ve RFS’ye sahip olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, DNMT3A mutasyonlarının tek başına allogenik HKHN yapılan AML hastalarının klinik sonuçlarını etkilemediğini işaret etmektedir, ancak FLT3-ITD mutasyonları eşlik ettiği zaman, OS’nin önemli ölçüde azaldığı (DNMT3A R882mut/FLT3-ITD pozitif hastalarda 5 yıllık OS %0 ve DNMT3A R882wt/FLT3-ITD negatif hastalarda %62 oranında, p=0,025) ve nüksetme oranının arttığı görülmüştür.
Sonuç: AML hastalarında allogeneik HKHN’den sonra bile, DNMT3A R882mut/FLT3-ITD pozitifliğinin kötü prognostik faktör olduğu sonucuna varılabilir.
Objective: This study aimed to evaluate DNMT3A exon 23 mutations and their prognostic impacts in the presence of NPM1 and FLT3 mutations in acute myeloid leukemia (AML) patients who underwent allogeneic hematopoietic stem cell transplantation (HSCT).
Materials and Methods: This study comprised 128 adult AML patients referred to the Hematology-Oncology and Stem Cell Research Center of Shariati Hospital. NPM1 and FLT3-ITD mutations were detected by fragment analysis. For DNMT3A exon 23 mutation analysis, we used Sanger sequencing. Overall survival (OS) and relapse-free survival (RFS) curves were estimated by the Kaplan-Meier method and the logrank test was used to calculate differences between groups.
Results: The prevalence of DNMT3A exon 23 mutations was 15.6% and hotspot region R882 mutations were prominent. RFS and OS were compared in patients with and without DNMT3A exon 23 mutations using univariate analysis and there was no significant difference between these groups of patients. On the contrary, the FLT3-ITD mutation significantly reduced the OS (p=0.009) and RFS (p=0.006) in AML patients after allogeneic HSCT. In the next step, patients with AML were divided into four groups regarding FLT3-ITD and DNMT3A mutations. Patients with DNMT3A R882mut/FLT3-ITDpos had the worst OS and RFS. These results indicate that DNMT3A mutations alone do not affect the clinical outcomes of AML patients undergoing allogeneic HSCT, but when accompanied by FLT3-ITD mutations, the OS was significantly reduced (5-year OS 0% for DNMT3A R882mut/FLT3-ITDpos patients vs. 62% DNMT3A R882wt/FLT3-ITDneg, p=0.025) and the relapse rate increased.
Conclusion: It can be deduced that DNMT3A R882mut/FLT3-ITDpos is an unfavorable prognostic factor in AML patients even after allogeneic HSCT.

4.Cryptochrome-1 Gene Expression is a Reliable Prognostic Indicator in Egyptian Patients with Chronic Lymphocytic Leukemia: A Prospective Cohort Study
Deena Mohamed Habashy, Deena Samir Eissa, Mona Mahmoud Aboelez
doi: 10.4274/tjh.2017.0169  Pages 168 - 174
Amaç: Geleneksel prognostik faktörler, kronik lenfositik löseminin (KLL) klinik davranışındaki heterojenitenin nedenini açıklamak için yetersiz bulunmaktadır. Kriptokrom-1 ( CRY-1) sirkadiyen ritmin sağlanması ve hücre proliferasyonu regülasyonunda gerekli olan bir sirkadiyen saat genidir. Biz, KLL’de CRY-1 gen ekspresyonunu değerlendirdik ve KLL’nin klinik seyri için prognostik gösterge olarak varsayılan rolünü irdeledik.
Gereç ve Yöntem: Toplam 100 KLL hastası tanı sırasında kantitatif gerçek zamanlı ters transkripsiyon polimeraz zincir reaksiyonu ile CRY-1 gen ekspresyonu için incelendi ve ilk tedaviye kadar geçen zamanın (TFT) değerlendirilmesi için takip edildi.
Bulgular: KLL hastalarının %94’ünde tanı anında CRY-1 ekspresyonu mevcuttu. Medyan CRF-1 rölatif gen ekspresyon düzeyi (0,006) hastaları yüksek ve düşük ekspresyon gruplarına ayırmaktadır. Yüz hastanın 40’ı (%40) yüksek CRY-1, 54/100’ü (%54) düşük CRY-1, ve 6/100’ü (%6) tespit edilemez CRY-1 gen ekspresyonu gösterdi. Yüksek CRY- 1 gen ekspresyonu CD38+, Zap-70+ ve çift CD38+Zap-70+ ekspresyonu; olumsuz/orta sitogenetik; mutasyona uğramamış immünoglobulin ağır zincir değişken bölge geni ve diffüz kemik iliği infiltrasyonu ile uyumlu idi. Yüksek CRY-1 gen ekspresyonu olan hasta grubu, düşük CRY-1 gen ekspresyonu olan hastalardan daha kısa TFT gösterdi. Cox oransal hazard regresyon modeli CRY-1 gen ekspresyonunu TFT için bağımsız prediktif olarak tanımlamıştır.
Sonuç: CRY-1, KLL hastalarında farklı olarak eksprese edilerek onları düşük-risk ve yüksek-risk gruplarına ayırmaktadır. CRY-1 gen ekspresyonu, KLL progresyonu için iyi-belirlenmiş standart prognostik planlamada ve KLL hastalarının takibinde hastalık progresyonu için prognostik bir gösterge olarak kullanılabilir.
Objective: Traditional prognostic factors have proved insufficient to account for heterogeneity in the clinical behavior of chronic lymphocytic leukemia (CLL). Cryptochrome-1 (CRY-1) is a circadian clock gene essential in maintaining the circadian rhythm and regulating cell proliferation. We evaluated CRY-1 gene expression in CLL and addressed its putative role as a prognostic indicator for the clinical course of CLL.
Materials and Methods: A total of 100 CLL patients at diagnosis were studied for CRY-1 gene expression by real-time reverse-transcription polymerase chain reaction and were followed for assessment of time to first treatment (TFT).
Results: CRY-1 was expressed in 94% of the CLL patients at diagnosis. The median CRY-1 relative gene expression level (0.006) stratified patients into high and low expression groups. Forty of 100 (40%) CLL patients showed high CRY-1, 54/100 (54%) showed low CRY- 1, and 6/100 (6%) had undetectable CRY-1 gene expression. High CRY- 1 gene expression was concordant with CD38+, Zap-70+, and double CD38+Zap-70+ expression; unfavorable/intermediate cytogenetics; unmutated immunoglobulin heavy-chain variable-region gene; and diffuse marrow infiltration. The high CRY-1 gene expression patient group exhibited shorter TFT than the patients with low CRY-1 gene expression. A Cox proportional hazard regression model identified CRY- 1 gene expression to be independently predictive for TFT.
Conclusion: CRY-1 is differentially expressed among CLL patients, stratifying them into low-risk and high-risk groups. CRY-1 gene expression could constitute a reliable prognostic indicator for CLL progression, complementing the role of standard well-established prognostic factors. CRY-1 gene expression could be employed as a prognostic indicator for disease progression during the initial prognostic work-up and follow-up for CLL patients.

5.Correlation Between Baseline 18F-FDG PET/CT Findings and CD38- and CD138-Expressing Myeloma Cells in Bone Marrow and Clinical Parameters in Patients with Multiple Myeloma
Arzu Cengiz, Hayri Üstün Arda, Firuzan Döğer, İrfan Yavaşoğlu, Yakup Yürekli, Ali Zahit Bolaman
doi: 10.4274/tjh.2017.0372  Pages 175 - 180
Amaç: Bu çalışmanın amacı multipl myelom (MM) hastalarında kemik iliği florin-18 (18F) fluorodeoxyglucose (FDG) tutulumu ile plazma hücrelerinde CD38, CD138 ekspresyonu oranı ve diğer klinik parametreler arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: MM tanısı almış, ilk evreleme amacıyla 18F-FDG positron emisyon tomografi/bilgisayarlı tomografi (PT/BT) yapılan hastalar geriye dönük olarak değerlendirildi. Toplam 42 hasta analiz edildi (43-83 yaş, ortalaması: 64,4±9,9). Hematolojik ve biyokimyasal testlerden hemoglobin, hematokrit, C reaktif protein, beta 2-mikroglobulin, kreatinin, albumin, kalsiyum, laktat dehidrogenaz, sedimentasyon düzeyleri kayıt altına alındı. Kemik iliğinde plazma hücre düzeyi ve immünhistokimya ile CD38 ve CD138 boyanma oranına bakıldı. 18F-FDG PET/BT görüntülerinde sağ proksimal femur, sağ ön ve arka ilyak krest ortalama standart tutulum oranı (SUVort.) kaydedildi. Kemik iliği SUVort. ve myelom hücrelerinde CD38, CD138 ekspresyonu ve diğer klinik parametreler arasındaki korelasyon Spearman korelasyon testi ile analiz edildi. P değerleri <0,05 olduğunda anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Hastaların %45’ini IgGK, %21’ini IgGL, %7’sini IgAK, %10’unu IgAL ve %17’sini diğer myeloma tipleri oluşturuyordu. Otuz iki hasta (%76) Salmon-Durie sınıflamasına göre evre 3 idi. Kemik iliği FDG tutulumu ile plazma hücre oranı ve CD38, CD138 ekspresyonu arasında (r=0,403, r=0,339 ve r=0,409) ve beta 2-mikroglobulin ve C reaktif protein düzeyi arasında (r=0,676, r=0,541) istatistiksel anlamlı pozitif korelasyon vardı. Kemik iliği FDG uptake ile hemoglobin ve hematokrit değerleri arasında negatif korelasyon bulundu (r=-0,377 ve r=-0,368). Diğer hematolojik paremetreler kemik iliği FDG tutulumu arasında bir korelasyon saptanmadı.
Sonuç: Kemik iliğinde artmış FDG tutulumu, plazma hücre oranı ve CD38, CD38 ekspresyonu ile ilişkilidir. MM hastalarında 18F-FDG PET/BT, ilk evreleme yanında tedavi planlaması ve prognostik değerlendirmede de yararlıdır.
Objective: The aim of this study was to evaluate the relation between the rate of fluorine-18 (18F) fludeoxyglucose (FDG) uptake and CD38 and CD138 expression in myeloma cells in bone marrow and other clinical parameters in patients with multiple myeloma (MM).
Materials and Methods: Patients with the diagnosis of MM who underwent 18F-FDG positron emission tomography/computed tomography (PET/CT) for initial staging were evaluated retrospectively. We analyzed a total of 42 patients (43-83 years old, mean: 64.4±9.9). Hematological and biochemical tests including hemoglobin, hematocrit, C-reactive protein, β2-microglobulin, creatinine, albumin, calcium, lactate dehydrogenase, and erythrocyte sedimentation rate were recorded. In bone marrow samples, plasma cell ratio and CD38 and CD138 immunohistochemical staining were evaluated. On PET/ CT images, mean standardized uptake values (SUVmean) of the right anterior and posterior iliac crest and right proximal femora were calculated. The correlations between the average SUVmean of bone marrow and CD38- and CD138-expressing myeloma cells and other parameters were analyzed by Spearman’s correlation test. Values of p<0.05 were considered statistically significant.
Results: Types of MM were IgGK (45%), IgGL (21%), IgAK (7%), IgAL (10%), and others (17%). Thirty-two (76%) patients were at stage III according to the Salmon-Durie staging system. There was a statistically significant positive correlation between bone marrow FDG uptake and percentage of plasma cells in bone marrow and CD38 and CD138 expression in plasma cells (r=0.403, r=0.339, and r=0.409) and β2-microglobulin and C-reactive protein levels (r=0.676, r=0.541). There was a negative correlation between bone marrow FDG uptake and hemoglobin and hematocrit values (r=-0.377 and r=-0.368). Other hematological parameters were not correlated with FDG uptake in bone marrow.
Conclusion: Increased FDG uptake is correlated with the percentage of CD38 and CD138 expression in plasma cells in bone marrow. In addition to initial staging, 18F-FDG PET/CT is useful in treatment planning and prognostic evaluation in MM patients.

6.Anemia Associated with Worse Outcome in Diffuse Large B-Cell Lymphoma Patients: A Single-Center Retrospective Study
Kenji Matsumoto, Shin Fujisawa, Taiki Ando, Megumi Koyama, Satoshi Koyama, Yoshimi Ishii, Ayumi Numata, Wataru Yamamoto, Kenji Motohashi, Maki Hagihara, Hideaki Nakajima
doi: 10.4274/tjh.2017.0437  Pages 181 - 184
Amaç: Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DBBHL) hastaları için yararlı prognostik belirteçler bildirilmiştir. DBBHL hastalarında hemoglobin (Hb) düzeyleri ile prognoz ilişkisini araştırmak amacıyla retrospektif bir çalışma yaptık.
Gereç ve Yöntem: 2004-2014 yılları arasında rituksimab, siklofosfamid, doksorubisin, vinkristin ve prednizolon tedavisi almış olan 185 DBBHL hastasının klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildi ve bunların hastalık sonuçlarına, ilerlemesiz sağkalım (PFS) ve toplam sağkalıma (TS) etkileri araştırıldı.
Bulgular: Araştırma grubunda 121 erkek ve 64 kadın vardı, ortanca yaş 66 yıldı (minimum-maksimum: 21-83 yıl). Tek değişkenli analizde Eastern Cooperative Oncology Group performans durumunun ≥2 olması, Ann Arbor evre III veya IV olması ve Hb değerinin <10 g/dL ile anemi olması PFS ve TS’yi etkileyen bağımsız değişkenler olarak bulundu. Çok değişkenli analizde ise Hb değerinin <10 g/dL ile anemi ve Ann Arbor evre III veya IV olması uluslararası indeks-bağımsız prognostik faktörler olarak bulundu (Hazard ratio: 2,4; p=0,04).
Sonuç: Anemi, DLBCL hastalarında kötü sonuçların bağımsız prognostik bir göstergesidir. Hb, bu hastalarda risk sınıflandırması için kolayca bulunabilen bir prognostik belirteç olabilir.
Objective: Useful prognostic biomarkers for diffuse large B-cell lymphoma (DLBCL) patients have been reported. To determine the prognostic value of hemoglobin (Hb) level in DLBCL patients, we performed a retrospective study.
Materials and Methods: We evaluated disease outcome, progressionfree survival (PFS), overall survival as the endpoint, and clinical and laboratory factors affecting the outcome of 185 DLBCL patients who had received rituximab, cyclophosphamide, doxorubicin, vincristine, and prednisolone therapy during 2004-2014.
Results: The study group included 121 men and 64 women with a median age of 66 years minimum-maximum: 21-83 years. In univariate analysis, factors independently associated with worse PFS were Eastern Cooperative Oncology Group performance status ≥2, Ann Arbor stage III or IV, anemia with Hb levels of <10 g/dL, and serum albumin of <3.5 g/ dL. In multivariate analysis, anemia with Hb levels of <10 g/dL and Ann Arbor stage III or IV were found to be international index-independent prognostic factors (hazard ratio: 2.4; p=0.04).
Conclusion: Anemia is an independent prognostic marker of poor outcome in DLBCL patients. Hb can be an easily available prognostic marker for risk stratification in these patients.

7.Bringing Packed Red Blood Cells to the Point of Combat Injury: Are We There Yet?
Aytekin Ünlü, Soner Yılmaz, Özlem Yalçın, Metin Uyanık, Patrizio Petrone, Rıza Aytaç Çetinkaya, İbrahim Eker, Murat Urkan, Taner Özgürtaş, İsmail Yaşar Avcı, Nazif Zeybek, Ali Cenk Aksu
doi: 10.4274/tjh.2018.0081  Pages 185 - 191
Amaç: Kan kayıpları, hastane öncesi dönemdeki yaralanmalara bağlı ölümlerin en sık sebebidir. Türk ordusu için en kötü senaryoları ve olası ihtiyaçları araştırdık. Çatışma alanından nakil esnasında kan kaynaklarını kullanmayı planladığımız için nakil işleminden kaynaklı mekanik stresin eritrosit konsantreleri üzerine etkisini analiz edilmiştir.
Gereç ve Yöntem: İn vitro çalışmalar ASELSAN®’ın dış ortam test laboratuvarlarında gerçekleştirildi. Çatışma alanında kan taşıma işleminde kullanılması muhtemel olan Sikorsky helikopteri ve Kirpi® araçlarının operasyonel vibrasyonları ve NATO MIL-STD-810G titreşim standart yazılımı kayıt altına alındı. NATO standardının en güçlü titreşime neden olduğu hesaplandı. Kan saklama çantası içindeki 15 ünite taze (≤7 gün) ve 10 ünite taze olmayan eritrosit konsantresi (>7 gün), NATO standardı olan mekanik strese maruz bırakıldı. Titreşim TDS v895 Medium-Force Shaker cihazı tarafından simüle edildi. Simülasyonun 0., 6. ve 24. saatinde biyokimyasal ve biyomekanik analiz için kan örnekleri alındı.
Bulgular: Taze ve taze olmayan eritrosit konsantreleri sırasıyla ortalama 4,9 [standart deviasyon (SD) ±2,2] ve 32,8 (SD ±11,8) günlüktü. Taze eritrosit konsantrelerinde 6. saatte gelişen mekanik hasar; artmış eritrosit fragmentasyonu (p=0,015), hemoliz oranı (p=0,003) ve supernatant potasyum (p=0,015) düzeyleri ile gösterildi. Taze olmayan eritrosit konsantrelerinin 6. saatte hemoliz oranı (p=0,015) ve supernatant potasyum düzeyi (p=0,015) yükselirken, hematokrit değerleri (p=0,015) düştü. İlk 6 saat içerisinde taze eritrosit konsantrelerinin 2’si (%13) transfüze edilebilir kalitede kalırken, taze olmayanların ise hiçbirisi uygun değildi.
Sonuç: Taze ve taze olmayan eritrosit konsantrelerinin hemoliz oranları, bu ürünleri muharebe sahasında taşıdığımızda, çoğunun kullanılamaz hale geleceğini göstermektedir. Halihazırda eritrositler üzerinde oluşan mekanik hasarlanmanın önüne geçebilecek bir teknoloji bulunmamaktadır. Yukarıdaki verilerin ışığı altında yeni bir ulusal proje gerçekleştirilmektedir.
Objective: Hemorrhage is the leading cause of injury-related prehospital mortality. We investigated worst-case scenarios and possible requirements of the Turkish military. As we plan to use blood resources during casualty transport, the impact of transport-related mechanical stress on packed red blood cells (PRBCs) was analyzed.
Materials and Methods: The in vitro experiment was performed in the environmental test laboratories of ASELSAN®. Operational vibrations of potential casualty transport mediums such as Sikorsky helicopters, Kirpi® armored vehicles, and the NATO vibration standard MIL-STD- 810G software program were recorded. The most powerful mechanical stress, which was created by the NATO standard, was applied to 15 units of fresh (≤7 days) and 10 units of old (>7 days) PRBCs in a blood cooler box. The vibrations were simulated with a TDS v895 Medium- Force Shaker Device. On-site blood samples were analyzed at 0, 6, and 24 h for biochemical and biomechanical analyses.
Results: The mean (±standard deviation) age of fresh and old PRBCs was 4.9±2.2 and 32.8±11.8 days, respectively. Six-hour mechanical damage of fresh PRBCs was demonstrated by increased erythrocyte fragmentation rates (p=0.015), hemolysis rates (p=0.003), and supernatant potassium levels (p=0.003) and decreased hematocrit levels (p=0.015). Old PRBC hemolysis rates (p=0.015), supernatant potassium levels (p=0.015), and supernatant hemoglobin (p=0.015) were increased and hematocrit levels were decreased (p=0.015) within 6 h. Two (13%) units of fresh PRBCs and none of the old PRBCs were eligible for transfusion after 6 h of mechanical stress.
Conclusion: When an austere combat environment was simulated for 24 h, fresh and old PRBC hemolysis rates were above the quality criteria. Currently, the technology to overcome this mechanical damage does not seem to exist. In light of the above data, a new national project is being performed.

BRIEF REPORT
8.Anemia and Its Effect on Cardiovascular Findings in Obese Adolescents
Öner Yıldırım, Tülay Demircan, Özlem Tüfekçi, Özgür Kızılca, Pınar Kuyum, Mustafa Kır, Ayhan Abacı, Nurettin Ünal, Nur Arslan, Ece Böber, Şebnem Yılmaz, Hale Ören
doi: 10.4274/tjh.2018.0103  Pages 192 - 196
Amaç: Obez adölesanlarda aneminin kardiyovasküler bulgular üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya 29 anemik, 33 anemik olmayan obez adölesan ve 33 obez olmayan sağlıklı adölesan dahil edildi. Bu üç grup, anemi ve obesitenin klinik ve laboratuvar bulguları açısından değerlendirildi. Kardiyak fonksiyonları değerlendirmek için ekokardiyografi kullanıldı.
Bulgular: Anemik obez hastalarda anemi hafifti (ortalama hemoglobin 11,67±0,79 g/dL), ferritin seviyesi anlamlı olarak düşük, C-reaktif protein ve fibrinojen düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulundu. Bu grupta kardiyak nabız anemik olmayan obez adölesanlarınkine göre anlamlı yüksekti ve ekokardiyografik incelemede anemik obez grupta erken ventriküler diyastolik disfonksiyon göstergesi olabilecek bulgular saptandı.
Sonuç: Obez adölesanlarda demir eksikliği ve kronik enflamasyona bağlı anemi gelişebilir. Hafif anemi varlığı bile kardiyak nabızda artışa ve sol ventrikül diyastolik fonksiyonlarında etkilenmeye neden olabilir. Bu nedenle obez çocuklarda uzun dönemde kalp fonksiyonlarının olumsuz yönde etkilenmemesi açısından diyet programları demir eksikliği anemisini önleyecek şekilde dikkatlice planlanmalıdır.
Objective: We assessed the effect of anemia on cardiovascular findings in obese adolescents.
Materials and Methods: We studied 29 anemic and 33 nonanemic obese adolescents, and 33 nonobese healthy adolescents. These three groups were investigated for clinical and laboratory features of anemia and obesity. Echocardiography was used to examine cardiac functions. Results: The anemia was mild (mean hemoglobin: 11.67±0.79 g/dL), ferritin level was significantly low, and C-reactive protein and fibrinogen levels were significantly high in anemic obese patients. Increased cardiac pulse and echocardiographic findings, which may be indicative of early left ventricular diastolic dysfunction, were present in these patients.
Conclusion: Anemia may develop due to iron deficiency and chronic inflammation in obese adolescents. Even mild anemia may cause increased heart rate and affect left ventricular diastolic functions. Diet programs for obese children should be carefully planned to avoid iron deficiency anemia, which may worsen the cardiac events in longterm follow-up.

IMAGES IN HEMATOLOGY
9.Leukemic Phase of CD5+ Diffuse Large B-Cell Lymphoma
Hui Hua Hsiao, Hui Ching Wang, Yu Fen Tsai, Chien Hsiao, Shih Feng Cho, Yi Chang Liu
doi: 10.4274/tjh.2016.0447  Pages 197 - 198
Abstract | Full Text PDF

10.The Elusive Diagnosis of Primary Esophageal Lymphoma
Rachel Abou Mrad, Nadim El- Majzoub, Ali Shamseddine, Assaad Soweid
doi: 10.4274/tjh.2016.0482  Page 199
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO EDITOR
11.First Report of an SH2D1A Mutation Associated with X-Linked Lymphoproliferative Disease in Turkey
Selman Kesici, Ebru Yılmaz Keskin, Samuel C.c. Chiang, Çiğdem Seher Kasapkara, Takuya Sekine, Meltem Akçaboy, Ali Fettah, Yenan T. Bryceson
doi: 10.4274/tjh.2017.0445  Pages 200 - 202
Abstract | Full Text PDF

12.Intracranial Bleeding in a Female Hemophilia Patient: Molecular Analysis of the Factor 8 Gene and Determination of a Novel Mutation
Burcak Tatlı Güneş, Zühal Önder Siviş, Eda Ataseven, Barış Malbora, Meral Türker, Burcu Fatma Belen, Berna Atabay, Tahir Atik, Esra Işık, Ferda Özkınay
doi: 10.4274/tjh.2017.0385  Pages 202 - 203
Abstract | Full Text PDF

13.Kasabach-Merritt Syndrome in an Adult
Kolar Vishwanath Vinod, Joseph Johny, Mehalingam Vadivelan, Abdoul Hamide
doi: 10.4274/tjh.2017.0429  Pages 204 - 205
Abstract | Full Text PDF

14.Spurious Thrombocytosis in the Setting of Hemolytic Anemia and Microcytosis Secondary to Extensive Burn Injury
Mohammad Faizan Zahid, Mohamed S. Alsammak
doi: 10.4274/tjh.2017.0466  Pages 205 - 206
Abstract | Full Text PDF

15.A Rare Cause of Paraplegia: Myeloid Sarcoma
Esra Arslantaş, Cengiz Bayram, Işık Odaman Al, Ezgi Uysalol, Ayça İribaş, Hilal Akı, İbrahim Adaletli, Ali Ayçicek, Nihal Özdemir
doi: 10.4274/tjh.2017.0423  Pages 206 - 207
Abstract | Full Text PDF

16.Recognizing Pinch Purpura as the First Manifestation of Light-chain Amyloidosis
Erman Öztürk, Olga Meltem Akay, Burhan Ferhanoğlu
doi: 10.4274/tjh.2018.0016  Pages 208 - 209
Abstract | Full Text PDF

17.Sclerosing Extramedullary Hematopoietic Tumor
Kemal Deniz, Güven Kahriman, İsmail Koçyiğit, Turhan Okten, Ali Ünal
doi: 10.4274/tjh.2017.0438  Pages 209 - 210
Abstract | Full Text PDF

18.Report on Three Patients with Blastic Plasmacytoid Dendritic Cell Neoplasm
Hale Bülbül, Nazan Özsan, Mine Hekimgil, Güray Saydam, Mahmut Töbü
doi: 10.4274/tjh.2018.0041  Pages 211 - 212
Abstract | Full Text PDF

19.Lymphomatoid Granulomatosis with Isolated Cutaneous Lesions: Prolonged Remission After DA-EPOCH Protocol
Vineet Govinda Gupta, Ajay Gogia, Vinod Sharma, Saumyaranjan Mallick
doi: 10.4274/tjh.2018.0020  Pages 213 - 214
Abstract | Full Text PDF

20.Results of the Hematology Laboratory Survey: What has Changed in Eight Years?
Ilknur Kozanoğlu, Türkan Patıroglu, Klara Dalva, Gülderen Yanıkkaya Demirel, Teoman Soysal, Muzaffer Demir
doi: 10.4274/tjh.2018.0065  Pages 215 - 216
Abstract | Full Text PDF

 



Impact Factor (2017) = 0.650