E-ISSN: 1308-5263
Turk J Hematol: 36 (2)
Volume: 36  Issue: 2 - 2019
Hide Abstracts | << Back
RESEARCH ARTICLE
1.Tumor Necrosis Factor Alpha (TNF-α) –308G/A Polymorphism and the Risk of Multiple Myeloma: A Meta-analysis of Pooled Data from 12 Case-control Studies
Yingchao Li, Yong Lin
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0238  Pages 72 - 80
Amaç: Tümör nekroz faktör alfa (TNF-α) enflamasyon, immün cevap ve diğer biyolojik süreçlerde rol alan önemli bir sitokindir. TNF-α -308G/A promotor bölge polimorfizmi ile multipl myelom (MM) riski arasındaki ilişki net değildir. Bu soruya cevap aramak amacıyla bir meta-analiz çalışması gerçekleştirdik.
Gereç ve Yöntem: Meta analize 2018 Aralık ayına kadar PubMed, China National Knowledge Infrastructure, Scopus, “Web of Science”, ve “Google Scholar”da yayınlanmış olan 2204 MM hastası ve 3478 kontrol içeren 12 çalışma dahil edildi. -308G/A polimorfizminin MM üzerine olan etkisi birleştirilmiş odds oranı (OR) ve %95 güven aralığı (CI) ile değerlendirildi. Heterojenite derecesinin hesaplanması için Q-test ve I2 istatistiksel analizleri kullanıldı. Meta analiz sonuçlarının kuvvet testi için hassasiyet analizi kullanıldı. Yayın yanlılık değerlendirilmesi Egger testi ve huni grafiğinin görsel incelemesi ile yapıldı.
Bulgular: Baskın modelde, -308G/A polimorfizmi azalmış MM riski ile ilişkili bulundu (OR=0,80, %95 CI: 0,65-0,97), ve bu polimorfizm varlığının anlamlı koruyucu etkisi beyaz ırkta 0,82 (%95 CI: 0,68-0,99) birleştirilmiş OR ile de gösterildi. AA genotip taşıyıcılarının bireysel çalışmalarda daha az sayıda bulunması nedeniyle çekinik modele sadece 8 çalışma dahil edildi ve anlamlı bir farklılık gözlenmedi. Dahası, allel frekansının meta analizinde A allelinin MM için koruyucu etkisi 0,83 (%95 CI: 0,69-0,99) birleştirilmiş OR ile gösterildi. Hassasiyet analizi sentezlenen etki büyüklüğünde hiçbir çalışmanın tek başına belirleyici etkisinin olmadığını gösterdi. Ayrıca, Egger test istatistiksel analizi ile bu çalışmada yayın yanlılığının olmadığını ortaya kondu.
Sonuç: Sonuç olarak, -308G/A polimorfizmi baskın modelde ve allel sıklığında MM riskinde azalma ile ilişkili bulunmuştur. Bu ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için ileri çalışmalar gereklidir.
Objective: Tumor necrosis factor alpha (TNF-α) is an important cytokine involved in inflammation, immune response, and other biological processes. The association between polymorphism -308G/A in its promoter and the risk of multiple myeloma (MM) is not clear. Thus, we conducted a meta-analysis to clarify this question.
Materials and Methods: Twelve eligible studies, which included 2204 MM cases and 3478 controls, were enrolled in our meta-analysis by searching the PubMed, China National Knowledge Infrastructure, Scopus, Web of Science, and Google Scholar databases up to December 2018. The effect of polymorphism -308G/A on MM risk was evaluated by calculating the pooled odds ratio (OR) and the 95% confidence interval (CI). Furthermore, the Q-test and I2 statistical analyses were used to estimate the degree of heterogeneity. Sensitivity analysis was conducted to test the robustness of the meta-analysis results. Publication bias was assessed by Egger’s test and visual inspection of a funnel plot.
Results: In the dominant model, -308G/A polymorphism was associated with reduced MM risk (OR=0.80, 95% CI: 0.65-0.97), and it also demonstrated a significant protective effect with a pooled OR of 0.82 (95% CI: 0.68-0.99) in the Caucasian subgroup. Because of the limited number of individual studies with AA genotype carriers, only eight studies were included in the recessive model, and no significant difference was observed. Moreover, the meta-analysis of the allele frequency demonstrated that the A allele has a protective effect against MM risk with a pooled OR of 0.83 (95% CI: 0.69-0.99). Sensitivity analysis suggested that the synthesized effect size was not influenced by any individual study. Moreover, the Egger’s test statistical analysis suggested that publication bias was not obvious in the present analysis.
Conclusion: Overall, the -308G/A polymorphism was associated with reduced MM risk in the dominant model and allele frequency. Further investigation is needed to gain better insight.

2.Prognostic Factors in Elderly Patients with Diffuse Large B-Cell Lymphoma and Their Treatment Results
Süleyman Cem Adıyaman, İnci Alacacıoğlu, Ayça Ersen Danyeli, Doğuş Türkyılmaz, Ömür Gökmen Sevindik, Fatih Demirkan, Özden Pişkin, Mehmet Ali Özcan, Bülent Ündar, Şermin Özkal, Güner Hayri Özsan
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0219  Pages 81 - 87
Amaç: Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DBBHL), Hodgkin dışı lenfomalar (NHL) arasında en sık görülen tiptir. Yaşlı NHL hastalarının tedavisi genellikle zorlu olmakla beraber günümüzde gelişen tedavi protokolleri ile birlikte yaşlı hastalarda da genç DBBHL hastalarına benzer oranda daha iyimser sonuçlar elde edilmektedir. Bu çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Hematoloji Anabilim Dalı’nda 2000-2016 yılları arasında takip ve tedavi edilmiş 87 yaşlı DBBHL hastası dahil edildi.
Gereç ve Yöntem: Yaş ortalaması 72 (65-89), 80 yaşının üzerinde 13 (%14,9) hasta mevcuttu. Ortalama takip süresi 19 ay olup, tüm takip süresinde hastaların 45’inin (%51,7) öldüğü gözlendi.
Bulgular: Ortalama genel sağkalım süresi 55 ay iken progresyonsuz sağkalım süresi 27 ay olarak hesaplandı. Hastaların 63’ünün (%72,4) standart R-CHOP tedavisi almış olduğu görüldü. Ek olarak hastaların 46’sında (%52,9) tam yanıt alındığı gözlendi. Tam yanıt izlenen hastaların ortalama genel sağkalım süresi 136 ay olarak saptandı (p<0,001), ancak, 80 yaş üzeri hastalar ile altındaki hastaların genel sağkalım süreleri arasında anlamlı istatistiksel fark izlenmedi (p=0,236).
Sonuç: Bu veriler ışığında yaşlı DBBHL’li hastalarda standart R-CHOP tedavisinin tamamlanmasının sağkalım süresine önemli etkisi bulunduğunu söyleyebiliriz.
Objective: Diffuse large B-cell lymphoma (DLBCL) is the most common type of non-Hodgkin lymphoma (NHL). The treatment of older NHL patients has always been a struggle; however, treatment statistics have begun showing favorable results similar to those of younger DLBCL patients thanks to newer treatment protocols. Here, we analyze the progress of our own elderly DLBCL patients who were followed between 2000 and 2016 in our center.
Materials and Methods: Eighty-seven DLBCL patients, who were diagnosed and treated in the Dokuz Eylül University Department of Hematology between 2000 and 2016, were included in this study. Median age was 72 (65-89) years and 13 (14.9%) patients were older than 80 years.
Results: Median follow-up time was 19 months and 45 patients (51.7%) died during the follow-up period. Median overall survival (OS) was 55 months and median progression-free survival was calculated as 27 months. Sixty-three patients (72.4%) received standard R-CHOP therapy. Complete response was seen in 46 (52.9%) patients. The median survival time for patients who had complete response was 136 months (p<0.001); however, OS was not statistically different between older (>80 years) and younger patients (p=0.236).
Conclusion: According to our findings, we think that being able to complete standard R-CHOP therapy is vital for the survival rate of elderly DLBCL patients.

3.Comparison of Myeloablative Versus Reduced-Intensity Conditioning Regimens for Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation in Acute Myeloid Leukemia: A Cohort Study
Rafiye Çiftçiler, Hakan Göker, Haluk Demiroğlu, Elifcan Aladağ, Salih Aksu, İbrahim Calalettin Haznedaroğlu, Nilgün Sayınalp, Osman Özcebe, Fatma Tekin, Yahya Büyükaşık
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0220  Pages 88 - 96
Amaç: Allojenik hematopoetik kök hücre nakli (AHKHN), çeşitli malign ve malign olmayan hematolojik hastalıklar için etkili bir tedavi yöntemidir. Myeloablatif hazırlama rejimi (MHR) ve düşük yoğunlukta hazırlama rejimleri farklı klinik sonuçlara sahip olabilir. Bu çalışmanın amacı, AHKHN uygulanan akut myeloid lösemili (AML) hastalarda myeloablatif ve indirgenmiş yoğunlukta hazırlama rejimlerinin uzun dönem sonuçlarını değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Üçüncü basamak transplantasyon merkezimizde myeloablatif ve indirgenmiş yoğunlukta hazırlama rejimleri ile AHKHN uygulanan AML’li hastalarda uzun dönem sonuçları geriye dönük olarak karşılaştırıldı.
Bulgular: 2001-2017 yılları arasında AML tanısı almış 107 erişkin hastada AHKHN sonrasında sağkalım sonuçları analiz edildi. Ortanca takip süresi tüm hastalar için 37 aydı (6-210). İndirgenmiş yoğunlukta ve MHR alan hastalar için 3 yıllık genel sağkalım (GS), sırasıyla %67 ve %60 saptandı (p>0,05). İndirgenmiş yoğunlukta ve MHR alan hastalar için 3 yıllık progresyonsuz sağkalım (PS) %88 ve %77 olarak saptandı. Multivariate analizde hazırlama rejiminin PS’yi etkilemediği gözlendi (p=0,24). İndirgenmiş yoğunlukta hazırlama rejimi alan hastaların 5’inde ve MHR alan hastaların 9’unda akut graft-versus-host hastalığı (GVHH) gözlendi. İndirgenmiş yoğunlukta hazırlama rejimi alan hastaların 16’sında ve MHR alan hastaların 6’sında kronik GVHH gözlendi. İki grup arasında akut GVHH açısından anlamlı fark yoktu (p=0,089), ancak iki grup arasında kronik GVHH açısından anlamlı fark vardı (p=0,03).
Sonuç: Bu retrospektif analizde, indirgenmiş yoğunlukta yada MHR rejimi ile AHKHN uygulanan AML hastalarında GS ve PS arasında anlamlı farklılık saptanmadı. AHKHN öncesi hazırlama rejimine hastaya ve hastalığın özelliğine göre karar verilmelidir.
Objective: Allogeneic hematopoietic stem cell transplantation (HSCT) is an effective treatment modality for a variety of malignant and non-malignant hematologic disorders. Myeloablative conditioning (MAC) and reduced-intensity conditioning (RIC) regimens could have different clinical outcomes. This purpose of this study was to assess the long-term outcome of MAC versus RIC regimens in patients with acute myeloid leukemia (AML) undergoing allogeneic HSCT.
Materials and Methods: We retrospectively compared long-term outcomes with MAC and RIC regimens in patients with AML who underwent allo-HSCT at our tertiary transplantation center.
Results: We analyzed survival outcomes after MAC-HSCT versus RICHSCT among 107 adult patients with AML diagnosed from 2001 through 2017. Of those, 44 patients underwent a MAC regimen, whereas 63 patients received a RIC regimen. The median follow-up time was 37 months (range: 6-210) for the entire group. The 3-year overall survival (OS) for RIC and MAC patients was 67% and 60%, respectively (p>0.05). The 3-year progression-free survival (PFS) for RIC and MAC patients was 88% and 77%. In multivariate analysis, the type of conditioning regimen (RIC vs. MAC) did not influence PFS (p=0.24). Acute graft-versus-host disease (GVHD) was seen in five of the RIC patients and 9 of the MAC patients. Chronic GVHD was seen in 16 of the RIC patients and 6 of the MAC patients. There was no significant difference between the two groups in terms of acute GVHD (p=0.089), but there was a significant difference between the two groups in terms of chronic GVHD (p=0.03).
Conclusion: This retrospective analysis confirmed that MAC and RIC regimens had a consistently equivalent rate of OS and PFS in AML patients who underwent allo-HSCT. The choice of MAC versus RIC conditioning regimen might be decided on the basis of patient and disease characteristics.

4.Co-culture of Platelets with Monocytes Induced M2 Macrophage Polarization and Formation of Foam Cells: Shedding Light on the Crucial Role of Platelets in Monocyte Differentiation
Mahdieh Mehrpouri, Davood Bashash, Mohammad Hossien Mohammadi, Mohammad Esmail Gheydari, Esmail Shahabi Satlsar, Mohsen Hamidpour
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0449  Pages 97 - 105
Amaç: Hemostaz ve trombozun çok ötesinde, önemli kanıtlar trombositlerin aterosklerozdaki kritik rolüne işaret etmektedir. SDF-1 koroner arter hastalığı (KAH) olan hastaların trombositlerinde artan proenflamatuvar kemokinler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, KAH olan hastalar ve sağlıklı gönüllülerin trombositlerinin makrofajlar ve köpük hücrelerinin indüksiyonunda in vitro etkilerini belirlemektir.
Gereç ve Yöntem: KAH olan hastalar ve sağlıklı gönüllülerde trombosit yüzeyindeki SDF-1 ekspresyonu akım sitometri ile incelendi. Biz ayrıca sağlıklı gönüllülerin beyaz kan hücrelerinin bir tabakasından elde edilen monositlerde CXCR4/CXCR7 ekspresyonunu değerlendirdik. KAH olan hastalar ve sağlıklı gönüllülerin trombositlerinin monositler ve köpük hücreleri oluşumu üzerine etkisi Oil Red O (ORO) boyası kullanılarak değerlendirildi. Yüzey belirteçlerini ve trombositlerin monositlerle ortak kültürü sonrası süreçteki genlerin mRNA ekspresyonunu değerlendirmek için ayrıca akım sitometri ve gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu çalışıldı.
Bulgular: Trombositler ile ortak kültüre edilen monositler iğ şeklinde görünüm ve ORO-pozitif yağ damlacıkları kazandılar. Ayrıca, trombositler M2 makrofajın önemli bir belirteçi olan CD163 ekspresyonunu indüklediler ve monositlerdeki SRB, CD36, ACAT, LXR-α, ve ABCA1 genlerinin mRNA ekspresyonunu up-regüle ettiler. Özellikle, SDF-1 ekspresyonu yüksek olan KAH olan hastaların trombositleri, sağlıklı gönüllülere göre SRB ve CD36’yı kodlayan genlerin ekspresyonunu artırdı.
Sonuç: Bulgularımız, KAH olan hastaların trombositlerinin, monositlerin M2 fenotipinde makrofajlara farklılaşmasına neden olduklarını ve böylece ateroprotektif sürece iştirak ettiklerini göstermektedir.
Objective: Far beyond hemostasis and thrombosis, significant evidence has indicated the critical role of platelets in atherosclerosis. SDF-1 is among the pro-inflammatory chemokines that are increased in platelets of patients with coronary artery disease (CAD). The goal of the current work is to identify the in vitro effect of platelets from either CAD patients or healthy volunteers on the induction of macrophages and foam cells.
Materials and Methods: The expression of SDF-1 on platelet surfaces in CAD patients and healthy volunteers was investigated using flow cytometry. We also evaluated the CXCR4/CXCR7 expression on monocytes from buffy coats of healthy volunteers. The effect of platelets from CAD patients and healthy volunteers on differentiation of monocytes and foam cell formation was evaluated using Oil Red O (ORO) staining. Flow cytometry and real-time PCR were also employed to evaluate surface markers and mRNA expression of genes involved in this process after co-culture of platelets with monocytes.
Results: Monocytes in co-culture with platelets acquired a spindleshape appearance and ORO-positive lipid droplets. In addition, platelets could induce CD163 expression, as an important marker of M2 macrophage, and upregulate the mRNA expression of the SRB, CD36, ACAT, LXR-α, and ABCA1 genes in monocytes. Notably, platelets of CAD patients with higher expression of SDF-1, increased the expression of genes encoding SRB and CD36 as compared to platelets of healthy volunteers.
Conclusion: Our results indicate that platelets from CAD patients could provoke monocyte differentiation into macrophages with an M2 phenotype, which in turn may participate in an atheroprotective process.

5.Dose Adjustment Helps Obtain Better Outcomes in Multiple Myeloma Patients with Bortezomib, Melphalan, and Prednisolone (VMP) Treatment
Su-Hee Cho, Ho-jin Shin, Ki Sun Jung, Do Young Kim
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2019.0306  Pages 106 - 111
Amaç: Günümüzde yeni geliştirilen ilaçlar sayesinde multiple myelom (MM) hastalarında tedavi sonuçları daha iyidir. Ancak, aynı ilaç için her hastada eşit sonuçlar elde edilmesi beklenemez. Bu nedenle, tedavi şemalarının nasıl düzenlendiği büyük önem taşımaktadır. Biz VMP (bortezomib, melfalan ve prednizolon) tedavi verilerini etkin tedavi stratejisi belirlemek amacıyla inceledik.
Gereç ve Yöntem: Ocak 2012’den Nisan 2017’ye kadar yeni tanı almış 59 MM hastalarının elektronik dosyaları incelendi. Tedavi öncesi özellikler, tedavi cevapları, doz azaltımları ve sağkalımları analiz edildi.
Bulgular: Tüm yanıt oranı %86,5 [tam yanıt (TY) %32,2; çok iyi parsiyel yanıt %37,3) idi. Medyan progresyonsuz yaşam 33,6 ay ve 5 yıllık genel sağkalım %70 idi. Her 4 siklus için de TY sağlanan hastalarda medyan progresyonsuz yaşam TY sağlanamayan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyiydi. İlk siklus sonrasında TY sağlanmış olan 4 hastanın hiçbirinde şu ana kadar progresyon izlenmedi. Hastaları median doza göre (52,1 mg/m2) ikiye ayırdığımızda düşük ve yüksek dozda ilaç alanlar arasında fark izlenmedi. Hastaların yaklaşık %78’i planlanan 9 siklusu tamamladı ve %84’ü genellikle hematolojik olmayan toksisiteye bağlı olarak doz azaltılması gerektirdi.
Sonuç: Aktif doz azaltılması, tedavinin devamının sağlanmasına yardım etmekte ve ilaçlara maruziyetinin artmasına fırsat tanımaktadır. Sonuç olarak da daha iyi tedavi sonuçları sağlamaktadır.
Objective: Multiple myeloma (MM) has a better survival outcome because of the development of drugs. However, equivalent outcomes cannot be expected from the same drug. Therefore, how the treatment schedule is managed is important. We analyzed VMP (bortezomib, melphalan, and prednisolone) data to determine an effective treatment strategy.
Materials and Methods: We collected the data of 59 patients who were newly diagnosed with MM from January 2012 to April 2017 using electronic medical records. We analyzed baseline characteristics, responses, dose reductions, and survival.
Results: The overall response rate was 86.5% [complete response (CR): 32.2%, very good partial response (VGPR): 37.3%]. The median progression-free survival was 33.6 months and the 5-year overall survival rate was 70%. There were significant better progression-free survival outcomes between CR and non-CR for each of the 4 cycles. Of the four patients who achieved CR after the first cycle, none have had disease progression as of yet. We divided patients into two groups according to the median dose (52.1 mg/m2) and we found no differences between the high-dose and low-dose groups. About 78% of patients completed 9-cycle schedules and 84% patients experienced dose reduction, mostly for reasons of non-hematologic toxicities.
Conclusion: Active dose reduction helped to continue treatment and it increased the opportunity to be exposed to drugs. In the end, it resulted in improved outcome.

BRIEF REPORT
6.Assessment of Health-Related Quality of Life in Pediatric Acute Lymphoblastic Leukemia Survivors: Perceptions of Children, Siblings, and Parents
Deniz Kızmazoğlu, Seher Sarı, Melike Sezgin Evim, Arzu Çırpan Kantarcıoğlu, Özlem Tüfekçi, Fatma Demir Yenigürbüz, Birol Baytan, Sebnem Yılmaz, Adalet Meral Güneş, Hale Ören
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0351  Pages 112 - 116
Amaç: Çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemi (ALL) sağ kalanlarında sağlıkla ilişkili yaşam kalitesinin (HRQL) araştırılması ve çocukların, kardeşlerinin ve ebeveynlerinin bununla ilgili algılamalarının değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntemler: Çalışma grubu 7-17 yaş arası, kemoterapisi en az 2 yıl önce tamamlanmış 70 ALL’li çocuktan oluşturuldu. Kontrol grubu hastaların sağlıklı kardeşlerini (n=32) içerdi. HRQL ölçümü için yaşa uygun KINDLR anket formları kullanıldı.
Bulgular: ALL sağ kalanlarında HRQL skorları cinsiyet, risk grubu, kronik hastalığı olma ve relaps öyküsü açısından istatistiksel anlamlı fark göstermedi. Hastalar ve kardeşlerinin HRQL skorlarıyla ebeveynlerin hasta çocuklarının durumuna bakış açısı skorları değerlendirildiğinde fiziksel iyilik, duygusal iyilik, aile ve sosyal ilişkiler ile ilgili HRQL skorları sağlıklı ve kronik hastalığa sahip çocuklara göre düşük bulundu.
Sonuç: Hasta ve ebeveynlerin HRQL skorlarının düşük saptanması çocukluk çağı ALL sağ kalanları ve ebeveynlerinin tedavi bitimi sonrasında da psikolojik danışmanlık programlarına ihtiyacı olduğunu göstermektedir.
Objective: We investigated the health-related quality of life (HRQL) in survivors of pediatric acute lymphoblastic leukemia (ALL) and evaluated the perceptions of the children, their siblings, and their parents.
Materials and Methods: Seventy ALL survivors, who were between 7 and 17 years of age and had completed therapy ≥2 years, were included. The control group consisted of their healthy siblings. HRQL was assessed by the age-specific KINDLR questionnaire.
Results: No significant differences could be found among HRQL scores of ALL survivors with respect to variables such as sex, risk group, and having chronic illness. HRQL scores for physical well-being, emotional well-being, family, and social functioning of the patient and sibling self-reports and parent proxy reports were lower than the expected values for healthy and chronically ill children.
Conclusion: These results demonstrate that both ALL survivors and their families need help via psychological counseling programs to improve their HRQL even after completion of therapy.

IMAGES IN HEMATOLOGY
7.Osteoblastic Solitary Plasmacytoma of Bone
Chrissa Sioka, Konstantinos Sakelariou, Alexandra Papoudou-Bai, Christos Tolis, Jihand Al-Boucharali, Andreas Fotopoulos
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0419  Pages 117 - 119
Abstract | Full Text PDF

8.Hypersegmentation of Granulocytes and Monocytes in a Patient with Primary Myelofibrosis Treated with Hydroxycarbamide
Monika Blocka - Gumowska, Justyna Holka-Pokorska, Olga Ciepiela
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0395  Pages 120 - 121
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO EDITOR
9.Remarks on Myeloid Sarcoma in Children
Sevgi Gözdaşoğlu
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2019.0002  Pages 122 - 123
Abstract | Full Text PDF

10.The Coexistence of Chronic Lymphocytic Leukemia and Multiple Myeloma
Ceren Hangül, Orhan Kemal Yücel, Bahar Akkaya, Levent Ündar, Sibel Berke Karaüzüm
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0096  Pages 124 - 125
Abstract | Full Text PDF

11.Investigation of MDM2 Oncogene Copy Number Alterations in Cases of Chronic Lymphocytic Leukemia
Şule Darbaş, Çiğdem Aydın, Ozan Salim, Sibel Berke Karaüzüm
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0270  Pages 126 - 127
Abstract | Full Text PDF

12.Clonal Evolution of Acute Myeloid Leukemia with CEBPA Double Mutations after Long-Term Remission: Case Report and a Literature Review
Ying Li, Long Su
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0215  Pages 128 - 130
Abstract | Full Text PDF

13.Progressive Hepatic Cirrhosis Early After Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation in a Patient with Chronic Hepatitis C Infection
Satoshi Kaito, Noriko Doki, Tsunekazu Hishima, Yasunobu Takaki, Kazuteru Ohashi
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0224  Pages 130 - 133
Abstract | Full Text PDF

14.Venous Thromboembolism in a Young Girl with Duplication of the Inferior Vena Cava and Protein S Deficiency
Wei-Li Liao, Ming-Yang Shih, Jiaan-der Wang
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0332  Pages 133 - 135
Abstract | Full Text PDF

15.A Successful Coronary Artery Bypass Operation with Intermittent Factor VIII Administration in a Hemophilia A Patient Who Was Admitted Due to Acute Myocardial Infarction: A Rare and Difficult Case
Ulaş Serkan Topaloğlu, Rıfat Özmen, Recep Civan Yüksel, Murat Çetin, Gülşah Akyol
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0271  Pages 135 - 137
Abstract | Full Text PDF

16.Prospective Evaluation of Non-Compliant Severe Hemophilia Patients
Mehmet Can Uğur, Kaan Kavaklı
doi: 10.4274/tjh.galenos.2018.2018.0281  Pages 137 - 138
Abstract | Full Text PDF

17.Bleomycin-Induced Flagellate Dermatitis
Esra Turan Erkek, Ceren Nur Karaali, Güven Yılmaz, Emine Gültürk
doi: 10.4274/tjh.galenos.2019.2018.0317  Pages 138 - 140
Abstract | Full Text PDF

 



Impact Factor (2018) = 0.779