E-ISSN: 1308-5263
Turk J Hematol: 38 (2)
Volume: 38  Issue: 2 - 2021
Hide Abstracts | << Back
RESEARCH ARTICLE
1.Impact of the HEAD-US Scoring System for Observing the Protective Effect of Prophylaxis in Hemophilia Patients: A Prospective, Multicenter, Observational Study
Kaan Kavaklı, Süha Süreyya Özbek, Ali Bülent Antmen, Fahri Şahin, Şevkiye Selin Aytaç, Alphan Küpesiz, Bülent Zülfikar, Mehmet Sönmez, Ümran Çalışkan, Can Balkan, Tuğana Akbaş, Taner Arpacı, İpek Tamsel, Turgut Seber, Berna Oğuz, Can Çevikol, Mesut Bulakçı, Polat Koşucu, Demet Aydoğdu, İlgen Şaşmaz, Gülen Tüysüz, Başak Koç, Hüseyin Tokgöz, Zuhal Demirci, Burcu Özkan
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2020.0717  Pages 101 - 110
Amaç: Bu çalışmada hemofili hastalarında profilaksinin eklem sağlığı üzerindeki koruyucu etkisini gözlemlemek ve eklemlerin klinik ve ultrasonografik olarak değerlendirilmesinin öneminin araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Ulusal, çok merkezli, prospektif ve gözlemsel olan araştırma Ocak 2017 - Mart 2019 arasında 8 ayrı merkezde takip edilen erkek ve 6 yaşından büyük orta seviyede veya ağır hemofili-A ve hemofili-B hastalarını kapsıyordu. Hastalar 1 yıllık takip sırasında toplam 5 ayrı vizitte (başlangıç, 3. ay, 6. ay, 9. ay ve 12. ay) değerlendirildi. Hemofili Eklem Sağlığı Skoru (HJHS) eklemlerin fiziksel bakısında kullanılırken Petterson skorlama sistemi radyolojik bakı sırasında değerlendirildi. Ayrıca, hasta başı ultrasonografisiyle bilateral eklem incelemeleri yapılarak HEAD-US skorlama yöntemiyle eklem skorları belirlendi.
Bulgular: Çalışmada 62’si hemofili A ve 11’I hemofili B olan 73 hastanın %24,7’sinde hedef eklem varlığı mevcuttu. HJHS ve HEAD-US skorlarının tüm hastalarda takibin 12. ayında anlamlı olarak arttığı gözlendi. Hemofili A hastalarında daha yüksek skorlar saptandı. Skor artımı alt gruplarda değerlendirildiğinde çocukluk yaş grubunda artışın anlamlı olmadığı gözlendi. Başlangıçta ve 12. ayda yapılan üçlü bakıda HJHS, HEAD-US ve Petterson skorlarının anlamlı olarak korele olduğu saptandı.
Sonuç: HJHS eklem skoru ile HEAD-US radyolojik skorlamasının hemofili hastalarının eklem sağlığının takibinde çok değerli olup birbirlerini destekledikleri yakından gözlendi. Hasta başı US skorlama sistemlerinin günümüzde hemofilide eklem sağlığının rutin takip ve izlemi sürecinde hem kanama ayırıcı tanısı hem de uzun dönemli takip açısından oldukça değerli bir yeri olacağını düşünüyoruz.
Objective: This study aimed to observe the preventive effect of prophylactic treatment on joint health in people with hemophilia (PwH) and to investigate the importance of integration of ultrasonographic examination into clinical and radiological evaluation of the joints.
Materials and Methods: This national, multicenter, prospective, observational study included male patients aged ≥6 years with the diagnosis of moderate or severe hemophilia A or B from 8 centers across Turkey between January 2017 and March 2019. Patients were followed for 1 year with 5 visits (baseline and 3rd, 6th, 9th, and 12th month visits). The Hemophilia Joint Health Score (HJHS) was used for physical examination of joints, the Pettersson scoring system was used for radiological assessment, point-of-care (POC) ultrasonography was used for bilateral examinations of joints, and the Hemophilia Early Arthropathy Detection with Ultrasound (HEAD-US) score was used for evaluation of ultrasonography results.
Results: Seventy-three PwH, of whom 62 had hemophilia A and 11 had hemophilia B, were included and 24.7% had target joints at baseline. The HJHS and HEAD-US scores were significantly increased at the 12th month in all patients. These scores were also higher in the hemophilia A subgroup than the hemophilia B subgroup. However, in the childhood group, the increment of scores was not significant. The HEAD-US total score was significantly correlated with both the HJHS total score and Pettersson total score at baseline and at the 12th month.
Conclusion: The HEAD-US and HJHS scoring systems are valuable tools during follow-up examinations of PwH and they complement each other. We suggest that POC ultrasonographic evaluation and the HEAD-US scoring system may be integrated into differential diagnosis of bleeding and long-term monitoring for joint health as a routine procedure.

2.Highlighting the Prognostic Importance of Measurable Residual Disease Among Acute Myeloid Leukemia Risk Factors
Zehra Narlı Özdemir, Uğur Şahin, Klara Dalva, Mehmet Akif Baltacı, Atilla Uslu, Cemaleddin Öztürk, Güldane Cengiz Seval, Selami Koçak Toprak, Meltem Kurt Yüksel, Pervin Topçuoğlu, Önder Arslan, Muhit Özcan, Meral Beksaç, Osman İlhan, Günhan Gürman, Sinem Civriz Bozdağ
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0157  Pages 111 - 118
Amaç: Akut myeloid lösemi (AML) hastalarında ölçülebilir kalıntı hastalık (MRD) değerlendirmesinin optimal zamanlaması henüz tam olarak tanımlanmamıştır. Allojeneik hematopoietik kök hücre nakli (AHKHN) öncesinde ve sonrasında MRD’nin prognostik parametreler üzerindeki etkisini araştırdık.
Gereç ve Yöntem: Tam morfolojik remisyonda AHKHN yapılan 77 AML hastası çalışmaya dahil edildi. MRD analizleri 10 renkli akım sitometri ile yapıldı ve 10-4 pozitif olarak tanımlandı. Nüks riski ve sağkalım sonuçları AHKHN öncesi ve sonrası MRD pozitifliğine göre değerlendirildi.
Bulgular: Hastaların ortanca yaşı 46 (18-71) yıl olup, bunların 41’i (%53,2) erkek, 36’sı (%46,8) kadındı. AHKHN sonrası medyan takip süresi 12,2 aydı (0,2-73 ay). Tüm kohortta 2 yıllık genel sağkalım (OS) %37 olup, nakil öncesi MRD-negatif ve MRD-pozitif olan hastalar arasında anlamlı sağkalım farkı saptandı (%63 vs %16, p=0,005). İki yıllık OS AHKHN sonrası +28 günde MRD pozitif olan hastalarda, MRD negatif olanlar ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde kısa bulundu (p=0,03). Bir yıllık nüks riski nakil öncesi hastalık durumu da dahil olmak üzere diğer nakil ile ilişkili faktörlerden bağımsız olarak, nakil öncesi MRD pozitif olanlarda MRD negatif hastalara kıyasla 2,4 kat (%95 güven aralığı: 1,1-5,6; p=0,04) daha yüksek bulundu. AHKHN öncesi MRD pozitif olan hastalarda olaysız sağkalım (EFS) anlamlı olarak daha kısaydı (p=0,016) ve nakil sonrası MRD pozitifliği artmış nüks riskiyle ilişkiliydi. OS ve EFS, nakil sonrası +28 günde MRD pozitif olan hastalar arasında daha kısa saptandı (p=0,03 ve p=0,019).
Sonuç: Sonuçlarımız diğer faktörlerden bağımsız olarak AHKHN öncesi ve sonrası MRD’nin önemini göstermektedir.
Objective: The optimal timing of measurable residual disease (MRD) evaluation in acute myeloid leukemia (AML) patients has not been well defined yet. We aimed to investigate the impact of MRD in pre- and post-allogeneic hematopoietic stem cell transplantation (AHSCT) periods on prognostic parameters.
Materials and Methods: Seventy-seven AML patients who underwent AHSCT in complete morphological remission were included. MRD analyses were performed by 10-color MFC and 10-4 was defined as positive. Relapse risk and survival outcomes were assessed based on pre- and post-AHSCT MRD positivity.
Results: The median age of the patients was 46 (range: 18-71) years, and 41 (53.2%) were male while 36 (46.8%) were female. The median follow-up after AHSCT was 12.2 months (range: 0.2-73.0). The 2-year overall survival (OS) in the entire cohort was 37.0%, with a significant difference between patients who were MRD-negative and MRD-positive before AHSCT, estimated as 63.0% versus 16.0%, respectively (p=0.005). MRD positivity at +28 days after AHSCT was also associated with significantly inferior 2-year OS when compared to MRD negativity (p=0.03). The risk of relapse at 1 year was 2.4 times higher (95% confidence interval: 1.1-5.6; p=0.04) in the pre-AHSCT MRD-positive group when compared to the MRD-negative group regardless of other transplant-related factors, including pre-AHSCT disease status (i.e., complete remission 1 and 2). Event-free survival (EFS) was significantly shorter in patients who were pre-AHSCT MRD-positive (p=0.016). Post-AHSCT MRD positivity was also related to an increased relapse risk. OS and EFS were significantly inferior among MRD-positive patients at +28 days after AHSCT (p=0.03 and p=0.019).
Conclusion: Our results indicate the importance of MRD before and after AHSCT independently of other factors

3.Impact of Concomitant Aberrant CD200 and BCL2 Overexpression on Outcome of Acute Myeloid Leukemia: A Cohort Study from a Single Center
Mario Tiribelli, Angela Michelutti, Margherita Cavallin, Sara Di Giusto, Renato Fanin, Daniela Damiani
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2020.0728  Pages 119 - 125
Amaç: CD200 ve BCL2 aşırı ekspresyonu, bağımsız olarak, akut myeloid lösemide (AML) düşük hayatta kalma ile ilişkilidir ve bu 2 faktör sıklıkla birlikte ifade edilir; bununla birlikte, AML hastalarının akıbeti üzerindeki eşzamanlı anormal CD200 ve BCL2 ekspresyonunun rolü hakkında hiçbir veri mevcut değildir. CD200/BCL2 birlikte ifadesinin prognostik rolünü ve bunun spesifik lösemi alt kümeleri ile ilişkisini aydınlatmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: CD200 ve BCL2 ekspresyonunun tam remisyon (CR), hastalıksız sağkalım (DFS) ve genel sağkalım (OS) üzerindeki rolünü değerlendirerek, yoğun kemoterapi ile eşit şekilde tedavi edilen 242 yetişkin AML hastasını analiz ettik.
Bulgular: CD200 ve BCL2 sırasıyla 139 (%57,4) ve 137 (%56,6) olguda ifade edildi; 92 hastada (%38) çift pozitiflik (DP), 58 (%24) hastada çift negatiflik (DN) ve 92 hastada sadece CD200 (47) veya sadece BCL2 (45) ifadesi vardı. Hastaların %71’inde CR elde edildi, CR, DP hastalarında (%60) diğer gruplara göre (%76-81, p<0,001) daha düşüktü. Tüm popülasyonda 3 yıllık OS %44 olup, DP hastalarında (%28), tek CD200 veya BCL2 ekspresyonu olan hastalara (%47) göre ve DN olgularına göre (%60; p=0,004) daha düşüktür. Daha kötü OS ile ilişkili diğer faktörler ileri yaş, CD34 pozitifliği, ikincil AML ve tanıda yüksek WBC idi; Bu 4 faktörü CD200/BCL2 DP ile birleştirerek, önemli ölçüde farklı sağkalıma sahip 6 grup belirledik (3 yıllık OS %90 ila 0 arasında değişir).
Sonuç: Verilerimiz, CD200 ve BCL2’nin AML hücrelerinde sinerjistik etkisini ve kısıtlanmamış bir mikro ortamda gelişmiş bir hayatta kalma kapasitesi sağlayarak daha kötü bir prognoza neden oluşu desteklemektedir.
Objective: CD200 and BCL2 overexpression is independently associated with inferior survival in acute myeloid leukemia (AML), and these two factors are frequently co-expressed; however, no data are available on the role of concomitant aberrant CD200 and BCL2 expression on outcome of AML patients. We aimed to elucidate the prognostic role of CD200/BCL2 co-expression and its association with specific leukemia subsets.
Materials and Methods: We analyzed 242 adult AML patients uniformly treated with intensive chemotherapy, evaluating the impact of CD200 and BCL2 expression on complete remission (CR), diseasefree survival, and overall survival (OS).
Results: CD200 and BCL2 were expressed in 139 (57.4%) and 137 (56.6%) cases, respectively, with 92 patients (38%) displaying double positivity (DP), 58 (24%) displaying double negativity (DN), and 92 patients expressing only either CD200 (n=47) or BCL2 (n=45). CR was achieved in 71% of cases, being less frequent in DP patients (60%) compared to other groups (76%-81%, p<0.001). In the whole population 3-year OS was 44%, being lower in DP patients (28%) than in patients with single CD200 or BCL2 expression (47%) or DN cases (60%; p=0.004). Other factors associated with worse OS were advanced age, CD34 positivity, secondary AML, and high white blood cell count at diagnosis; combining these 4 factors with CD200/BCL2 DP, we identified 6 groups with significantly different rates of survival (3-year OS ranging from 90% to 0%).
Conclusion: Our data support a synergistic effect of CD200 and BCL2 in AML cells, conferring an enhanced survival capacity in a permissive microenvironment and resulting in worse prognosis.

4.Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation in Extranodal Natural Killer/T-cell Lymphoma
Peng Yin, Yi-ying Xiong, Li-xia Zhang, Jing Wang, Hong-bin Zhang, Qing Xiao, Shu-liang Guo
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2020.0438  Pages 126 - 137
Amaç: Ekstranodal NK/T-hücreli lenfoma (ENKL) agresiftir ve kemoterapi ve radyoterapiye dirençlidir. Allojenik hematopoetik kök hücre transplantasyonu (allo-HSCT), ilişkili graft-lenfoma (GVL) etkisi nedeniyle, yüksek riskli lenfomalara yönelik potansiyel olarak iyileştirici bir tedavidir. Bununla birlikte, ENKL’ye uygulanması sınırlıdır. Bu çalışmada ENKL için allo-HSCT’nin/AHKHN’nin özelliklerini özetlemeyi ve daha da önemlisi allo-HSCT’nin ENK için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamayacağını değerlendirmeyi amaçlıyoruz.
Gereç ve Yöntem: Ocak 2000’den Aralık 2019’a kadar İngilizce dilinde PubMed, Medline ve Embase literatürleri kullanılarak allo-HSCT’nin ENKL’ye performansını değerlendirmek için sistematik bir inceleme ve veri analizi gerçekleştirildi.
Bulgular: Bu çalışmaya 17 uygun yayından toplam 136 olgu dahil edildi. 1) allo-HSCT’den sonra, 34 aylık ortalama takip süresine göre (aralık: 1-121 ay), 136 hastanın %37,5’inde (52) akut graft-versushost hastalığı (GVHD), %31,6’sında (43) kronik GVHD vardı; 2) rapor edildiğinde, hastaların %35,3’ünde (48) relaps vardı, ancak bunlardan ikisi sadece lokal olarak nüks etti ve bunlardan birine ek ışınlama, kemoterapi, donör lenfosit infüzyonu ile tekrar tam remisyon (CR) sağladı, diğerine siklosporinin hızlı azaltılması ve kesilmesi bir yıldan fazla ekstra sağkalım kazandırdı; 3) 136 hastanın %51,5’i (70) primer hastalık ilerlemesi (%42,9), enfeksiyon (%20,0), GVHD (%11,4), organ yetmezliği (%7,1), kanama (%4,3) ve diğerleri (belirtilmedi/bilinmiyor) (%14,3) nedeniyle öldü.
Sonuç: Allo-HSCT, ilerlemiş veya nükseden/refrakter ENKL için bir tedavi seçeneği olabilir, ancak rolü hala daha titiz gelecek çalışmaları gerektirmektedir.
Objective: Extranodal NK/T-cell lymphoma (ENKL) is aggressive and resistant to chemotherapy and radiotherapy. Allogeneic hematopoietic stem cell transplantation (allo-HSCT) is a potentially curative treatment for high-risk lymphomas owing to its associated graft-versus-lymphoma (GVL) effect. However, its application to ENKL is limited. We aim to summarize the characteristics of allo-HSCT for ENKL and, more importantly, evaluate whether allo-HSCT could offer any benefits for ENKL
Materials and Methods: A systematic review and data analysis were performed to evaluate the performance of allo-HSCT in the treatment of ENKL using studies obtained from PubMed, Medline, and Embase from January 2000 to December 2019 in the English language.
Results: A total of 136 cases from 17 eligible publications were included in this study. It was found that after allo-HSCT, with an average follow-up time of 34 months (range: 1-121 months), 37.5% (52) of 136 patients had acute graft-versus-host disease (GVHD) and 31.6% (43) had chronic GVHD. Furthermore, 35.3% (48) of the patients were reported to have relapsed, but 2 of those relapsed only locally and achieved complete remission (CR) again with additional irradiation, chemotherapy, and donor lymphocyte infusions for one and rapid tapering and discontinuation of cyclosporine for the other, earning more than one year of extra survival. Finally, of the 136 patients, 51.5% (70) died because of primary disease progression (42.9%), infection (20.0%), GVHD (11.4%), organ failure (7.1%), hemorrhage (4.3%), and other causes (not specified/unknown) (14.3%).
Conclusion: Allo-HSCT may be a treatment option for advanced or relapsed/refractory ENKL, but its role still requires more rigorous future studies.

5.Comparison of Risk Scoring Systems in HLA-Matched Related Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation: A Retrospective Cohort Study
Elifcan Aladağ, Haluk Demiroğlu, Yahya Büyükaşık, Hakan Göker
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0178  Pages 138 - 144
Amaç: Allojeneik hematopoetik kök hücre nakli (AHKHN) birçok hematolojik hastalıkta kullanılan potansiyel küratif bir tedavi seçeneğidir. Bununla birlikte nakil ilişkili bazı riskler bulunmaktadır. AHKHN öncesi risk-fayda oranının belirlenmesi, kullanılacak hazırlık rejimlerinin seçimi ve nakil sonrası hasta takibini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle birçok risk modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, klinik kullanımı olan 6 farklı risk modelini karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya çeşitli hematolojik nedenlerle AHKHN yapılan 259 hasta alınmıştır. Avrupa Kan ve Kemik iliği Nakli Derneği (EBMT), Hematopoetik Hücre Transplantasyon Komorbidite İndeksi (HCT-CI), yaşa göre düzenlenmiş Hematopoetik Hücre Transplantasyon Komorbidite İndeksi (HCT-CI-Yaş), düzenlenmiş nakil öncesi mortalite değerlendirme skoru (rPAM), akut lösemi-EBMT skoru (AL-EBMT) ve hastalık risk indeksi (DRI) risk modelleri geriye dönük olarak uygulanmıştır.
Bulgular: HCT-CI, HCT-CI-Age ve AL-EBMT risk modelleri 2 yıllık genel sağkalım (OS) ve 2 yıllık NRM için prediktif bulundu (2 yıllık OS; AL-EBMT: referans vs skor 8,5-10 HR: 1,3 p=0,035 referans vs skor >10 HR: 3,8 p=0,001, HCT-CI: referans vs score 1-2 HR: 1,4 p=0,018 referans vs skor ≥3 HR: 2,5 p<0.001, HCT-CI-Age referans vs skor 1-2 HR: 1,3 p<0,001 referans vs skor ≥3 HR: 3,2 p<0,001 2 yıllık NRM: AL-EBMT: referans vs skor 8,5-10 HR: 1,61 p<0,001 referans vs skor >10 HR: 3,3 p<0,001 HCT-CI: referans vs skor 1-2 HR: 1,3 p=0,028 referans vs skor ≥3 HR: 2,3 p=0,011 HCT-CI-Age referance vs skor 1-2 HR: 1,3 p=0,01 referans vs skor ≥3 HR: 2,4 p=0,003). İki yıllık OS ve 2 yıllık NRM için, prediktif gücü en yüksek olan test AL-EBMT idi (sırasıyla 2 yıllık AUC; 0,59-0,60). Diğer modeller 2 yıllık OS ve NRM için prediktif değildi.
Sonuç: Referans nakil merkezimizde yapılan bu çalışmada, HCT-CI, HCT-CI-Yaş ve AL-EBMT risk modellerinin 2 yıllık NRM ve OS için iyi birer belirteç olduğu gösterilmiştir.
Objective: Allogeneic hematopoietic stem cell transplantation (AHSCT) is a potentially curative treatment of choice for many hematological diseases. However, there are some transplantation-related risks. Predicting the risk-benefit ratio prior to AHSCT facilitates the choice of conditioning regimens and posttransplant follow-up. Hence, many risk models have been developed. The aim of the present study was to compare 6 different risk models that are clinically used.
Materials and Methods: A total of 259 patients were enrolled in this study. The European Society for Blood and Marrow Transplantation (EBMT), Hematopoietic Cell Transplantation Comorbidity Index (HCT-CI), Age-Adjusted Hematopoietic Cell Transplantation Comorbidity Index (HCT-CI-Age), revised Pretransplant Assessment of Mortality (rPAM), Acute Leukemia-EBMT (AL-EBMT), and Disease Risk Index (DRI) risk models were applied retrospectively.
Results: The AL-EBMT, HCT-CI, and HCT-CI-Age scoring systems were found to be predictive for 2-year overall survival (OS) and 2-year non-relapse mortality (NRM) (2-year OS: AL-EBMT, reference vs. score 8.5-10, HR: 1.3, p=0.035; AL-EBMT, reference vs. score >10, HR: 3.8, p=0.001; HCT-CI: reference vs. score 1-2, HR: 1.4, p=0.018; HCTCI: reference vs. score ≥3, HR: 2.5, p<0.001; HCT-CI-Age: reference vs. score 1-2, HR: 1.3, p<0.001; HCT-CI-Age: reference vs. score ≥3, HR: 3.2, p<0.001) (2-year NRM: AL-EBMT: reference vs. score 8.5-10, HR: 1.61, p<0.001; AL-EBMT: reference vs. score >10, HR: 3.3, p<0.001; HCT-CI: reference vs. score 1-2, HR: 1.3, p=0.028; HCT-CI: reference vs. score ≥3, HR: 2.3, p=0.011; HCT-CI-Age: reference vs. score 1-2, HR: 1.3, p=0.01; HCT-CI-Age: reference vs. score ≥3, HR: 2.4, p=0.003). In terms of the Kaplan-Meier estimates of 2-year OS and 2-year NRM, the risk scoring system with the highest predictive power was found to be AL-EBMT (2-year AUC: 0.59 and 0.60, respectively). The other scores were not found to be predictive for 2-year OS and NRM.
Conclusion: In the present study at our bone marrow and stem cell transplant center, it has been demonstrated that the HCT-CI, HCT-CIAge, and AL-EBMT are good predictors of 2-year NRM and OS.

BRIEF REPORT
6.Autoimmune Lymphoproliferative Syndrome in Children with Nonmalignant Organomegaly, Chronic Immune Cytopenia, and Newly Diagnosed Lymphoma
Zühre Kaya, Melek Işık, Nihan Oruklu, Serap Kirkiz, Emin Ümit Bağrıaçık, Luis M. Allende, María J. Díaz-madroñero, Raquel Ruiz-García, Faruk Güçlü Pınarlı, Pınar Göçün Uyar, Ülker Koçak
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0618  Pages 145 - 150
Bu çalışmanın amacı malign olmayan organomegali, kronik immün sitopeni ve lenfomalı çocuklarda otoimmün lenfoproliferatif sendrom (OILS) sıklığını ve belirleyici faktörlerini araştırmaktır. Bu çalışmaya OILS şüpheli 34 hasta dahil edildi (13 hasta lenfoma, 5 hasta otoimmün hemolitik anemi, 7 hasta kronik immün trombositopenik purpura ve 9 hasta malign olmayan organomegali). Çift negatif T-hücreler, lenfosit apoptozis ve genetik bulgular analiz edildi. Hastalar OILS tanı kriterlerine göre kesin ve yüksek olasılıklı OILS’li hastalar ve klinik şüpheli OILS’li hastalar olarak iki gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen 34 hastanın, 18’i (%53) kesin ve yüksek olasılıklı OILS’di. Malign olmayan organomegalisi olan bir çocukta FAS geninde mutasyon (c.652-2A>C) saptandı. Klinik şüpheli hasta 16 (%47) idi. OILS için belirleyici faktörler; lenfomalı hastalarda anemi ve trombositopeni, kronik immün sitopenili hastalarda splenomegali ve lenfadenopati; malign olmayan organomegalisi olan hastalarda genç yaş idi. OILS belirli risk gruplarında nadir olmayabilir. Çalışmamız, ilk tanıda sitopenisi olan lenfomalı çocuklarda, immün sitopenisi olan nonmalign organomegalili çocuklarda ve izlem sırasında organomegalisi gelişen kronik immün trombositopenik purpura ve otoimmün hemolitik anemili çocuklarda OILS taramasının yararlı olabileceğine işaret etmektedir.
This study investigated the frequency of and predictive factors for autoimmune lymphoproliferative syndrome (ALPS) in children with lymphoma, chronic immune cytopenia, and nonmalignant organomegaly. Thirty-four children with suspected ALPS (n=13, lymphoma; n=12, immune cytopenia; n=9, nonmalignant organomegaly) were included. Double-negative T-cells, lymphocyte apoptosis, and genetic findings were analyzed. Patients were stratified into two groups as proven/probable ALPS and clinically suspected patients according to the ALPS diagnostic criteria. Of the 34 patients, 18 (53%) were diagnosed with proven/probable ALPS. One patient had a mutation (c.652-2A>C) in the FAS gene. The remaining 16 (47%) patients were defined as clinically suspected patients. Predictive factors for ALPS were anemia and thrombocytopenia in patients with lymphoma, splenomegaly and lymphadenopathy in patients with immune cytopenia, and young age in patients with nonmalignant organomegaly. ALPS may not be rare in certain risk groups. Our study indicates that screening for ALPS may be useful in children having lymphoma with cytopenia at diagnosis, in those having nonmalignant organomegaly with immune cytopenia, and in those having chronic immune thrombocytopenic purpura or autoimmune hemolytic anemia with organomegaly developing during follow-up.

IMAGES IN HEMATOLOGY
7.Unusual Spherical Bodies in Bone Marrow of a Patient with Monoclonal Gammopathy of Undetermined Significance
Habib Moshref Razavi
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0309  Pages 151 - 152
Abstract | Full Text PDF

8.Flower-Like Plasma Cell Nuclei in Multiple Myeloma
Abibatou Sall, Moussa Seck, Diama Samb, Blaise Félix Faye, Macoura Gadji, Saliou Diop, Awa Oumar Touré
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0471  Pages 153 - 154
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO EDITOR
9.Immune Thrombotic Thrombocytopenic Purpura in a Patient with Suspected COVID-19: Hydroxychloroquine Culprit or Just Happenstance?
Tajamul H. Mir
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2021.0057  Pages 155 - 157
Abstract | Full Text PDF

10.Antithrombin, COVID-19, and Fresh Frozen Plasma Treatment
Rujittika Mungmunpuntipantip, Viroj Wiwanitkit
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2021.0155  Pages 157 - 159
Abstract | Full Text PDF

11.Is Sickle Cell Trait Really Innocent?
Mahmut Yeral, Can Boğa
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0344  Pages 159 - 160
Abstract | Full Text PDF

12.A Novel Mutation p.Asp374Val of SERPINC1 in a Turkish Family with İnherited Antithrombin Deficiency
Deniz Aslan
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0702  Pages 161 - 163
Abstract | Full Text PDF

13.An Interesting Case: Sunitinib-Induced Microangiopathic Hemolytic Anemia and Nephrotic Syndrome
Veysel Haksöyler, Semra Paydaş
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0532  Pages 163 - 165
Abstract | Full Text PDF

14.Kimura Disease Associated with Minimal Change Disease
Rafet Eren, Enes Cömert, İlknur Mansuroğlu, Esma Evrim Doğan, Gülay Kadıoğlu
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0477  Pages 165 - 166
Abstract | Full Text PDF

15.Acute Kidney Injury Due to Leukemic Infiltration in a Patient with Chronic Lymphocytic Leukemia
Gizem Kumru Şahin, Hasan Emre Kocabay, Saba Kiremitçi, Osman İlhan, Kenan Keven
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0595  Pages 167 - 168
Abstract | Full Text PDF

16.Gastric Cancer or Plasmacytoma in a Seemingly Well-Controlled Multiple Myeloma Patient?
Wanlu Ma, Boju Pan, Lu Zhang
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2020.0645  Pages 169 - 170
Abstract | Full Text PDF

17.Prolonged Severe Watery Diarrhea in a Long-Term Myeloma Survivor: An Unforeseen Infection with Cystoisospora belli
Tarık Onur Tiryaki, Kadir Uluç Anıl, Melek Büyük, Ahmet Yasir Yıldırım, Alp Atasoy, Aslı Çiftçibaşı Örmeci, Sevgi Kalayoğlu Beşışık
doi: 10.4274/tjh.galenos.2020.2020.0414  Pages 171 - 173
Abstract | Full Text PDF

18.Persistent Polyclonal B-Cell Lymphocytosis with Binucleated Lymphocytes
Berrin Balık Aydın, Yaşa Gül Mutlu, Ömür Gokmen Sevindik
doi: 10.4274/tjh.galenos.2021.2021.0061  Pages 173 - 174
Abstract | Full Text PDF

 



Impact Factor (2019) = 1.685